İkinci el satışların markanın gerçek kullanım ispatında kabul edilemeyeceği hakkında İngiltere Mahkemeleri Kararı

İkinci el satışların markanın gerçek kullanım ispatında kabul edilemeyeceği hakkında İngiltere Mahkemeleri Kararı

AIWA CO. LIMITED ve AIWA CORPORATION arasında görülen bir davada, Mahkeme 13 Aralık 2019 tarihli kararında, markanın gerçek kullanımını göstermek amacıyla sunulan ve ikinci el satışa ilişkin olan delillerin kullanımı ispat etmediğine karar verdi.

1951 yılında kurulan ve o dönemde ses, hoparlör gibi audio ürünler alanında tanınan global bir marka olan Aiwa şirketi 2003 yılında şirketin zarar etmesi sebebiyle Sony tarafından satın alınmıştır. Her ne kadar bu marka altında ikinci el satışları devam etmişse de, 2008 yılından bu yana esasen bu marka altında yeni bir ürün üretimi ya da satışı gerçekleşmemiştir.

2016 yılında ise Aiwa’nın Amerika’ya ilişkin marka hakları HALE DEVICES INC. firması tarafından satın alınmıştır ve bu şirket adını daha sonra Aiwa Corporation olarak değiştirmiş ve yine Aiwa markasını hoparlörlerde piyasaya sürmüştür.

2017 yılında Towado Audio isimli Japon şirketi Sony’nin AIWA’ya ilişkin tüm marka portföyünü ve haklarını devralmıştır. Şirket ismini Aiwa Co Ltd olarak değiştirmiştir. Bu sırada, Aiwa Corporation Temmuz 2017 yılında Aiwa markasının tescili için başvuruda bulunmuş, ne var ki bu başvuruya Aiwa Co Ltd tarafından Sony’den devralınan tescilli AIWA haklarına dayanılarak itiraz edilmiş ve tescilin iptali istenmiştir.

Aiwa Corporation ise karşı atak olarak, markanın 5 yıllık kullanmama süresi dolduğu için iptalini talep etmiştir. Uzman davanın kabulüne ve dosyaya sunulan ikici el satışları değerlendirildiğinden markanın sahibinin izniyle kullanımın gerçekleştiğine kanaat getirmediği için tescilin iptaline, itirazın da reddine karar vermiştir.

Kararı Aiwa Co Ltd temyiz etmiştir. Üst mahkeme ise konuyu değerlendirirken marka sahibinin izni ile marka hakkının tüketilmesi değil de gerçek kullanımın ne olduğuna ilişkin kriterlerin uygulanması gerektiğine dikkat çekmiştir. Bu minvalde her zaman ikinci el satışların doğrudan ve ansızın markanın kullanımını ispat ettiğini söylemenin mümkün olmayacağını, zira bu satışları genel prensipler çerçevesinde Pazar payı yaratma amacı ve yeterliği olup olmadığına bakılması gerektiğini ifade etmiştir.

Bu minvalde markanın kullanımının

  • Gerçek bir ticari etki yaratıp yaratmadığı ve
  • Pazar payı yaratma ya da koruma amacı olup olmadığı hususu dikkate alınmalıdır.

Halbuki huzurdaki davada, ikinci el satışlar markanın sahibi tarafından değil de kişiler tarafından yapılan ve esasen gerçek kullanımı destekler nitelikte değildir. Kaldı ki, ikinci el satışlar esasen zamanında piyasaya sunulmuş ve satın alınmış ürünlerin belli bir zaman sonra tekrar satışı mahiyetindedir. Dolayısıyla bu satışlar Pazar payı yaratma amacı ya da mahiyetinde de değildir.

Buradan her zaman ikinci el satışların gerçek kullanımı ispatlayamayacağı gibi bir sonuç çıkmadığı ama satışların mahiyetinin her olaya göre ayrıca incelenmesi gerektiği de ifade edilmiştir.