Hakların Yeniden Tesisi İçin Emsal Mahkeme Kararı

Hakların Yeniden Tesisi İçin Emsal Mahkeme Kararı

Patent verilmesine ilişkin ilanın yayım tarihinden itibaren üç (3) aylık süresi içinde Türkçe tercümesinin dosyalanmadığı durumlarda, bir Avrupa Patentinin validasyonu talebine karşı yasal çare olarak hakkın yeniden tesisine karar verilmesine ve bir Avrupa patent başvurusunun geçerli biçimde yapılmış ulusal bir başvuru olarak tanınmasına ilişkin birinci derece mahkemesinin çığır açan kararı.

Avrupa Patent Sözleşmesi’nin harmonizasyonu neticesinde 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı yeni Sınai Mülkiyet Kanunu ile uygulamaya koyulan “hakların yeniden tesisi” hükmü memnuniyetle karşılanan bir gelişmedir; zira Türkiye'de patent ve faydalı model haklarının korunmasına ilişkin mülga 551 sayılı Kanun Hükmünde Kararname böyle bir hüküm içermediğinden önceki uygulama kapsamında izin verilmiyordu.

Aslında, yeni SMK’nın 107. maddesinin 2. fıkrası, Avrupa Patent Sözleşmesinin 122. maddesinin içeriğini aynen yansıtmasına rağmen Türk Patent ve Marka Kurumunun (TürkPatent) uygulamaları henüz netlik kazanmamıştır. , Örneğin, Avrupa Patent Ofisi tarafından patentin verildiğine ilişkin kararın yayımlanmasından itibaren son süresi olan üç ay içinde tamamlanmamış olan Avrupa validasyonları ile ilgili olarak hakların yeniden tesisi için TürkPatent’in kararı bekleniyor.

Patentin verildiğine ilişkin kararın yayımlanmasını izleyen üç ay içinde TürkPatent nezdinde validasyonu yapılmayan ve aynı süre içinde Türkçe tercümesinin sunulması için de süre uzatma talebinde bulunulmayan bir Avrupa patentinin validasyon talebine ilişkin yakın zamandaki bir davada, patent sahibi, uyulamamış sürenin bitiminden itibaren bir yıllık süre içinde, validasyon talebinin zamanında yapılması için gereken tüm özenin gösterilmiş olduğunu gerekçe göstererek TürkPatent nezdinde hakların yeniden tesisi için bir talepte bulunmuştur.

Ancak TürkPatent Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu, hakların yeniden tesisi talebini dikkate almayı reddetmiş ve validasyon talebini reddeden idari kararın iptaline ilişkin itirazı şu gerekçelerle kabul etmemiştir: Avrupa patentinin Türkiye'de verilmiş ulusal bir patent olarak kabul edilmesi, ancak Avrupa patentinin verildiğine ilişkin kararın yayımlandığı tarihten itibaren yasal süreler içinde gerekli işlemlerin yerine getirilmesi şartıyla mümkün olabilir, ancak bu dosyada Avrupa patentinin verildiğine ilişkin kararın yayım tarihinden itibaren üç aylık süresi içinde Avrupa patenti tarifnamesinin Türkçe tercümesi TürkPatent nezdinde sunulmamış ve aynı süresi  içinde süre uzatma talebinde de bulunulmamıştır. Bu yüzden söz konusu Avrupa patenti, bu temelde yeniden tesis talebini gerekçelendirmek üzere geçerli biçimde yapılmış ulusal bir başvuru/patent olarak sayılmayacaktır. Bu gerekçelerle TürkPatent geçerli ulusal bir patent olmadığından haklarının yeniden tesisi talebinin bu Avrupa patenti için talep edilemeyeceğine karar vermiştir.

Kurulun ret kararı, uluslararası bir başvurunun ulusal bir başvuru olarak sayılıp sayılmayacağı sorusunu ortaya koymuştur. Kurulun ret kararı, başvuru tarihi verilen bir Avrupa patent başvurusunun, belirtilen sözleşmeye taraf ülkelerdeki normal bir ulusal başvuruya eşdeğer olacağına dair Avrupa Patent Sözleşmesi hükümlerine uymamaktadır. Mevcut koşullarda, TürkPatent tarafından uygulanan hükümler, uluslararası hukukun kabul edilmiş uluslararası sözleşmelerle uyumlu olacak iç hukuka üstün geleceğini öngören normlar hiyerarşisini kabul eden Anayasa hukukuna aykırıdır. Bu bağlamda, Türkiye, 01.11.2000 tarihinden bu yana Avrupa Patent Sözleşmesi’ni imzalayan taraflar ülkelerden biri olduğundan, “hakların yeniden tesisi” hakkındaki uluslararası norm, bu husustaki 10.01.2017 tarihli yeni Sınai Mülkiyet Kanunu hükümlerinden önce gelmektedir. 

Kurulun ret kararına karşı Ankara Fikri ve Sınai Haklar (İhtisas) Mahkemesi nezdinde bir dava açılmıştır. Mahkeme, konuyla ilgili henüz bir içtihat bulunmadığını göz önünde bulundurarak, Avrupa Patent Sözleşmesi hükümleri ve TürkPatent’in uygulamaları ışığında konunun değerlendirilmesi için aralarında bir Avrupa patent vekilinin de bulunduğu bir bilirkişi heyeti atamıştır. Bilirkişi heyeti, uluslararası hukuka yapılan atıfları göz önünde bulundurarak, Kurul kararının eksik değerlendirme içerdiğine ve hakların yeniden tesisine dair başvurunun geçerli bir talep olarak yasal gerekçeleri karşılandığı yönünde bir sonuca ulaşmıştır.

Bilirkişi heyeti tarafından olumlu bir rapor verilmesinin ardından Mahkeme patent sahibinin lehine karar vermiş ve Kurul kararının iptaline hükmetmiştir. Gerekçeli kararda mahkeme, uluslararası Avrupa Patent Sözleşmesinin ve özellikle 64, 66 ve 67. maddelerinin üstünlüğüne atıfta bulunmuş ve uluslararası başvuru/patent statüsünün bir ulusal başvuru / patent olarak alınmasına ilişkin uluslararası hükümlerin Kurul tarafından eksik değerlendirildiği sonucuna varmıştır. Karar hâlihazırda temyiz aşamasındadır.

Şimdi mevcut derdest davalarda, Türkçe tercümesinin geç sunulmasından dolayı bir Avrupa patenti için hakların yeniden tesisine dair mahkeme kararının uygulanmasına ilişkin TürkPatent’in tepkisini görmek ilginç olacaktır. Asıl mesele, bu emsal mahkeme kararının söz konusu Kurul kararının iptaline özel olup olmayacağı veya TürkPatent’in mevcut tutumunu değiştirip bu kararı diğer benzer dosyalara da uygulayıp uygulamayacağıdır. Geçmişte, TürkPatent tarafından benimsenmeyen yasal hususlardaki mahkeme kararlarının sadece ilgili dosya için bir karar teşkil ettiği ve diğer benzer dosyalara uygulanmadığı durumlarına tanık olunmuştu. Böyle bir anlayış ve tutum, aynı uygulamaya ve yasal hususa sahip her bir başka dosya için konuyu mahkemeye taşımayı zorunlu kılar. Bu durum her seferinde patent hakkının yeniden tesisi için Kurulun ret kararına karşı mahkeme nezdinde dava açılması gerektiği anlamına gelir.

İlk Derece Mahkemesi tarafından verilmiş kararın olduğu gibi kesinleşmesi halinde TürkPatent’in yukarıdaki noktalardaki tutumunu ve uygulamasını değiştireceğini içtenlikle umuyoruz.